Bugünden yarına değişmesi beklenmeyen küresel şartlarda bir darboğazdan geçtiğimiz herkes tarafından biliniyor. Durum o ki, bize teğet geçeceği varsayımı ile vakit kaybederken tamamı ile bizim dışımızda patlak veren kriz gittikçe büyümekte. Yatırımda olan firmaların ödeme sıkışıklıları, üretim sektöründe hammadde ve üretim fiyatlarına bağlı maliyet artışları yanında alıcı olmaması, yatırım planlayan firmalarda kredi olanaklarının daralması ile ortaya çıkan nakit darlığı gibi konular krizin hemen hemen tüm sektörlerde kendini hissettirdiği ve daralmanın kaçınılmaz olduğunun kanıtı. Uluslar arası gemi taşımacılığında kullanılan T/C (time charter rate) yani zaman esaslı kiralama baz değerindeki değişim, genel olarak kriz belirtilerini ve krizin gidişatını belirten kati izler taşıyor. Şöyle ki 2008 Şubat ayı ile Ekim ayına kadar geçen sürede T/C tam %93 azalma göstererek 11.000 li değerlerden 900 USD seviyesine kadar düştü ve henüz dibi bulmadığı söyleniyor. Bu demektir ki kimse mal satmıyor kimse mal almıyor bu nedenle de uluslar arası nakliye faaliyetleri diplemiş durumda. Bir Türk firmasına ait Hong Kong limanında bekleyen 220 metrelik dev bir şilebin günlük T/C değeri 167.000 USD iken bugün gemiye verilen fiyat 3.700 USD yanlış okumadınız üç bin yedi yüz dolar. Bu gidişatın bugünden yarına değişmeyeceği bir gerçek. Ancak 2009 yılı üçüncü çeyrekte denge, son çeyrekte toparlanma ve 2010 itibarı ile de yükseliş beklentisi pek çok otorite tarafından dillendiriliyor.
Gelelim bize, Bodrum da krizden nasibini alıyor ve sezona dair kaygılı beklentiler gelmeyen rezervasyon haberleri ile yerini umutsuzluğa bırakıyorken bence reklam ve tanıtımın önemini bir kez daha kavramakta ve mevcut şartların bizler kadar hatta daha fazla rakiplerimiz için de geçerli olduğunu fark etmekte yarar var. Turizmde ülkemizin çok ötesinde fiyatlarla pazarlanan pek çok destinasyon açısından kriz daha vahim sonuçlara gebeyken bölgesel veya ulusal tanıtım atağı ve zaten daha uygun olan fiyatlarımızla bugüne kadar Türkiye'yi es geçerek binlerce dolarlık lokasyonlarda tatil yapmayı tercih eden bir üst kesimi hedefleyebiliriz. Burada standartlarımız sorusu gündeme gelecektir. Yapılması gereken Eğitim ve mevcut olanaklarda yenileme planlaması yaparak sezonu bir üst gelir düzeyine sahip kesimleri ağırlayacak standartlara ve tanıtım atağına yönelmek olabilir. Bu aşamada Bodrum'un coğrafi, yerel ve tarihi değerlerini ön plana çıkarmak çok önemli.Diğer taraftan krizin belli sektörlerde daralma getireceği gerçeği kadar genele yayılmasında, belirsizlik ve gelecek kaygısı ile kitlelerin durağanlaşmasına neden olan psikolojik etki de önemli rol oynamaktadır. Bu etkinin zamanla hafiflemesi ve şartlara uyum sağlanmasının ardından hareketlenmenin yavaş yavaş başlaması ve bunun 2009 un ikinci çeyreğinden itibaren kendini gösterecek olması ve özellikle sezonluk ritme sahip bölgemizde bunun daha belirgin olacağı kuvvetle muhtemel. Aynı döneme gelecek seçim havasının da bu tabloyu desteklemesi kaçınılmaz.
Yapılması gereken, akılcı tasarrufun yanında mevcut kaynaklarla ve planlı hareket etme yanında tedarikçiler, finans kurumları ve personel gibi çevre unsurlarla net ve açıkça bir dayanışma içinde bu dönemi hasarsız geçirmeye odaklanmak. Ama sonrasında uyanmaya başlayan piyasalarda doğru konumlama ile süratle tekrar hayat bulmak olmalı.
Bu aşamalarda üyelerimiz ve Bodrum iş camiasına ışık tutacak ve gelişmelere dair uzman yorumlarını alabileceği toplantılar düzenlemeye devam edeceğiz.
Seçim demişken Bodrum ve ülkemiz için son derece önemli bir sürece giriyor olmamızın BESİAD gibi toplumsal sorumluluk taşıyan platformlara, sözcüsü oldukları kesimlerin yerel idarelerden beklenti ve taleplerinin aktarımı ve takibi açısından belli sorumluluklar getirdiğinin bilincindeyiz. Bu nedenle bir dizi girişim ile bu sürece katılmaya kararlıyız. Bu konudaki yönetim kurulu kararlarımız ve gerçekleştireceğimiz faaliyetlerimize dair yol haritamızı, önümüzdeki toplantılarda üyelerimizle paylaşacağız.
Saygılarımla
Cenk Sezgin |